Görüntünün Kısa Tarihi

Evrendeki nesneleri birer bilgi nesnesi olarak tanımlamaya başlayan
insanoğlu için bilgiye ulaşmanın en önemli yolu tartışmasız görmedir. Görme ve
bilgi arasındaki yoğun ilişki ilk çağlardan günümüze farklılaşarak devam eder.


İnsanlığın iletişim kurma ihtiyacı ile ilk diller, beden üzerinden hareketlerle
oluşturulan görsellerle gerçekleştirilir. Sözsüz iletişim olarak tanımlanan bu iletişim
biçimi zamanla yerini sözlü iletişime bırakmıştır. İnsanlığın ilk dilleri üretmeye
başlamasıyla ortaya çıkan süreçle birlikte bir insanın evrendeki diğer nesneleri ve
anlamları tanımlama ve diğerlerine aktarma mecburiyeti görme duyumuzun daha
etkin hale gelmesine neden olur. Bu süreçte bedenle oluşturulan görmeye dayalı
iletişim biçiminin yanında toplulukların inanç ve düzenleri ile ilgili olan ve ilk sanat
eserleri olarak karşımıza çıkan resimler ve heykellerle karşılaşırız. İlk çağlarda
toplulukların yaşamları ile bağlantılı olarak karşımıza çıkan mağara resimleri,
totemler, maskeler ve günümüzde tiyatronun atası olarak kabul edilen büyüsel
ayinler insanlar tarafından üretilin ilk görseller olarak yorumlanmaktadır. Bu
görsellerin oluşturulma amacı elbette anlam aktarımıdır.


Tarihi süreçte ilk insan toplulukları yani ilkel toplulukların zamanla uygar
toplumlara dönüştükleri bilinir. İlk uygar toplumlarda karşılaşılan sanatsal
görseller ise kurulan devletlerin iktidarlarına hizmet eden ve o dönemin dini
inançları ile ilgili olan görsellerdir. Tanrıların resim, heykel ve kabartmaları, dini
olayların betimlenmesi gibi konular en sık karşılaşılan temalardır. Bu görseller
toplumsal düzenin devamı için üretilen ve topluluğun ürettiği anlamların
aktarılmasını sağlayan araçlar olarak kabul edilebilir. Mısır, Mezopotamya, Hint,
Çin ve Anadolu Uygarlıklarının sanat eserleri incelenirse bu durum daha iyi
anlaşılacaktır. Diğer taraftan tarihteki önemli uygarlıklar olan Antik Yunan Şehir
Devletleri ve Roma İmparatorluğu içinde görsellerin önemli bir yeri vardır. Üretilen
sanatsal görseller ile bu siyasal yapılanmaların varoluşları arasında ki muazzam ilgi
bu gün bile insanları büyülemektedir.


İnsanoğlunun anlam aktarımı ve özellikle dini mevzuları ifade etmek için
resim ve heykel sanatını yoğun olarak kullandığı Orta Çağ sonrasında Rönesans ile
birlikte farklı bir evreye geçilir. Sanatın öneminin arttığı Rönesans’ta resim ve
heykel gibi görseller yine anlam aktarımı için kullanılmıştır. Rönesans ile birlikte
dini anlamların yanında sanatçıların evren ve yaşamla ilgili başka anlamları
üretmek adına görselleri bolca kullandıklarını biliyoruz. Tarihi süreçte modernizm
olarak adlandırılan dönemin başlamasıyla birlikte görsel alanın bir mücadele
alanına dönüştüğünü ifade etmek mümkündür. Resim ve heykel sanatları bu
süreçte fikirlerin ifade edilmesinde oldukça önemli birer görsel araç olarak
varlıklarını sürdürürken bilimsel gelişmeler ise yeni bir görsel çağın ilk adımlarının
atılmasına olanak sağlamıştır.

Fotoğraf teknolojisi ilk kez 1800’lü yıllarda Niepce’nin yoğun çalışmaları
sonrasında keşfedildi. Aslında keşfedilen şey insanlığın en başından beri görselle
anlam üretme çabasını daha kolay bir hale getirmenin ötesinde değildi. Nitekim
optik ve kimya alanında yapılan çalışmalar sonuç vererek ressamların uzun sürede
resmettikleri şeyleri ilk fotoğraf makineleri belli süreli pozlamalarla
gerçekleştirmeye başlamıştır. Bu süreç görsel iletişim alanında ve sanat alanında
yeni bir dönemin başladığını göstermektedir. Fotoğrafın görsel üretiminde
devreye girmesiyle birlikte hızlanan anlam üretimi, baskı teknolojilerinde yaşanan
gelişmeler, sinemanın icadı, televizyonların yaygınlaşması birlikte bambaşka bir hal
almıştır. Tüm bunlar tarih sahnesinde baş döndürücü bir süratle gerçekleşirken bir
yandan da dijital teknolojilerin devreye girmesi görselliğin tarihinin yeniden inşa
edilmesini sağlar.

Yirminci yüzyılın son çeyreğinde ve yirmi birinci yüzyılda, elektronik ve
bilgisayar teknolojisi olağanüstü bir hızla ilerlemiştir. Bu baş döndürücü hız insan
faaliyetlerinin birçok alanını dönüştürür ve geliştirir. Görsel iletişim alanında bu
bağlamda dijital bilgisayar donanımı ve yazılımı tarafından geri alınamaz bir
şekilde değiştirildi. İnternetin patlayıcı bir etkiyle insan hayatının en önemli
parçalarından birisi olması yıllar önce, Sanayi Devrimi’nin yarattığı etkiye benzer
bir etki üretti. Görsel iletişim ve tasarım alanında ise görüntü üretme, basma ve
yayma teknikleri bu durum karşısında yeni bir döneme girdi (Meggs and Purvis,
2016).


Dijital fotoğraf makineleri, dijital baskı makineleri ve görüntü düzenleme
için üretilen yazılımlar bugün görsel iletişim tasarım alnına hâkim olmuştur. Tüm
bunlarla tasarımcılar ürettikleri anlamları tarihi süreçte görülmediği kadar hızlı bir
şekilde oluşturmakta ve yaymaktadır.

Yorumlarınızı bekliyorum.